|
NEFES
YÜZLÜ BİR ADAM !
MUZAFFER ÖZDEMİR "Muzaffer
Özdemir’in
kendisi de bağlaması da şaha kalkmış bir küheylan, sanki
bir “Ta” ülkesidir. “Ta” bir Anadolu
uygarlığı bahçesidir. Anadolu uygarlığı bahçesi
olmasaydı bu renkli adam Muzaffer Özdemir onu da
icat ederdi zaten!
Şelpe
yüzlü adam. Onun insan gönlü “Ta” bahçeden
okyanusa, denizlerden göğe kadar uzanan bir derviş
tadındadır. O tek başına bir orkestra, tek başına bir
müzik adamı, tek başına ama aynı zamanda çok kalabalık
bir yeryüzü insanıdır.
Armoni yüzlü güleç adam.
Onda bir arzuhal var ki, yaz yaz bitmez! Sazı ve sözüyle
bilge olmuş bir sanatçı nasıl anlatılabilir ki başka?
Muzaffer Özdemir
benim en az yirmi beş yıllık evladiyelik bir
kardeşimdir. Yıllanmayan bir aşk ve gönül ustasıdır.
Güneş yüzlü adam.
Güneş gibi aydınlık çalıyor da bağlamasını, içimizden
bir nehir akar gibi oluyoruz.
Şaman yüzlü adam.
Hayatın akordunu bozanlara, hayata ve aşka çelme
atanlara o da “şelpe” atıyor. Onun derdinin
içine Hüma kuşu kaçmıştır ve ruhunun kanat çırpması bu
yüzdendir. Muzaffer Özdemir’in gülen gözleri
geleceğin umudu, onun sazından çıkan ezgilerse çekilen
her acıya bir kanaviçe gibi işlenmiş birer ağıt
niteliği taşıyor. Öksüz ve yetim bırakılmış notaların
pir yüzlü adamı.
Her
şeyin kirlendiği ve çürüdüğü şu gaddar çağımızda
Muzaffer Özdemir dostumun müziği pas tutmuş,
duymayan kulaklara, kaybolmuş, incinmiş ruhlara, is
tutmuş yüreklere nasıl da iyi geliyor bir dinleseniz.
Anadolu kültürünü yeniden, kendince harmanlayıp, kurşuna
dizilmek istenen düşlerimizi titreten adam.
Hem
otantik hem evrensel parmakları var. Her parmağından
alev fışkırıyor.
Her
parmağı ayrı bir enstrüman.
Sözünü ve sazını muzaffer eyleyen adam.
Bir direnişçi gibi sazının onurunu sımsıkı taşıyan adam.
Kendisinden vazgeçer de sazından vazgeçmez ve müziğinden
asla taviz vermez. Sazın ve sözün zirvesi olmuş, gönül
yangınlarının sesini bize duyuran dev adam. O sizi acı
olanın kalbine mıhlar da içinizdeki pervaneyi ateşin
ellerine bırakırsınız. Dem olmuş bir sanatçı
nasıl anlatılabilir ki başka? Türkülerimizin yüzü
gülüyor o bağlamasının tellerine dokunduğu zaman.
Kırışmış ve kırlaşmış gönülleri sazıyla ütüleyip
yüreklerimize hicran ve hayret bırakan gurbet
adam. Onun türkülerini doğadaki bütün canlılar bile
duyar da, ağaçlar yeşillenir, kuşlar uçmaya başlar,
deniz bir başka gülümser, dağlar, ovalar birer ışık
olurlar. Türkülerimizin gururunu koruma altına almış,
türkülerimizin gurusu olmuş, emek yüzlü bir adam.
Muzaffer Özdemir’in
sazını dinlediğiniz zaman kendinizle, hayatınızla
yüzleşir, yüzünüzdeki maskeleri teker teker fırlatır
atarsınız.Çünkü o Anadolu uygarlığının bıkmadan nöbetini
tutan, hakikat olmuş bir şiirdir de anlayabilene!
Anadolu’nun o zengin kültürü, kendisini bize bir lütuf
olarak gönderdi. Kıymetini bilenler ne kadar da şanslı.
Hacı Bektaş soyundan gelmiştir o yüzden soyu
tükenmez ve soysuzlara en güzel cevaptır Muzaffer
Özdemir! Sırra ermiş, sır yüzlü bir adamdır. Onun
sazını ve sözünü ıskalayanlar ne kadar da
şansızdırlar. Üstattır o! Bir saz ve gönül
meleğidir. Ben onu sahnede gördüm. İçimdeki dağlar
eridiydi. Ben onu izledim, fazlalıkları aldı da
üzerimden bir tenden ibaret kaldım.
Sıla yüzlü güzel adam.
Hangi sanatçımız, hangi şairimiz bugüne kadar böyle bir
cümle kurabilmiştir: “Triko makinesinde müzik
öreceğim”. Ses ve gönül terbiyecisi olmuş, bizzat
kendisi bir halk olmuş, isyan yüzlü, lirik bir adam.
“Ta” ülkesinin asla yaşlanmayacak biricik saz
prensi o! Dinlenmelik ve seyirlik bir usta
olduğundandır yüreklerimizden aşk dumanı çıkardığı.
Büyü yüzlü bir adam. Dinlerken büyüleniyor coşku
denizinde kendinize doğru yüzmeye başlıyorsunuz. Bağlama
çalışına bağlanıyorsunuz. Adeta size mavi bir terapi
yapıyor, kalıcı bir gönül sarhoşluğunun ruhuna saplanıp
kalıyorsunuz. Hasret yüzlü bir adam. Mahzuni
yürekli bir adam. Sadece umuda doğru akan su gibi
bir gönlü vardır onun. Kendisine, sazına, sözüne ve
şiirlerine selam durup ve saygı duyduğum bu güzelim
sanatçımızı nasıl anlatabilirim ki?
Korkak
bir ağrı taşıyorsanız yüreğinizde Muzaffer Özdemir’i
dinlemeye, onu görmeye gidin. Sizi kendinize getirir,
insana dönüşürsünüz. Devrim yüzlü bir adamdır
o! Türküleriyle zalimlerin ve hainlerin uykusunu
kaçırır. Bektaşi yüzlü bir adam. Türkülerimizin
vicdanını taşıyan bu çile yüzlü adamı sevmemek mümkün
mü? Türkünün cumhuriyetini ilan eden bir virtüöz. O
otursa da biz hep ayakta dinlesek onu. Çok mızraplı, çok
parmaklı, çok gözlü, çok gönüllü, “düşlerimize
sığmayan” ateşini külde biriktiren, her türkü
söyleyişinde bizleri yakan, kendisi de yanan usta bir
adam. Herkese denmez ama Muzaffer Özdemir’e “merhaba
gönlüm” diye seslenebilirsiniz. Bağlamasıyla hep
nişanlı kalabilecek kadar türkülerimizin şövalyesi bu
adam. Kucağına sığdırdığı can meclisine canınız hep sağ
olsun demek geliyor içimden. Hem içine aşk kaçmış bir
ustaya soru sorulur mu hiç? Türkülerin macerasını
bizlere bilgelik katından sunuyor. Sevda yüzlü bir
türküyle koyun koyuna uyumaktan daha güzel bir şey var
mıdır? Çünkü her türkünün ayrı bir öyküsü vardır ve
bizlerle bu öyküleri en deruni şekilde paylaşan su
yüzlü kardeşim Muzaffer Özdemir’dir. Elleri
konuşkandır ustanın. Sanki dünya müziğini ellerinde
taşıyor. Bağlamayı dik tutması başını dik
tuttuğundandır. “Ben bağlamanın uykusunu kaçırdım.
Yatıyordu, ayağa kalktı” demesini nasıl da anlamlı
buluyorum. O bağlamaya insan muamelesi yaptığından mıdır
nedir, Muzaffer Özdemir’siz bir bağlama hasta
olup yataklara düşebilir.
“Konserlerimin
sonunda bana sunulan bütün alkışları benden önce yaşamış
olan ustalara hediye ediyorum” diyebilecek kadar da
yüksek gönüllüdür.
Mum
ile pervane arasından seslenir. Perde ve tel üzerinde
yürüyen bir trapezcidir. Bağlama evrensel bir evin
içinde yer alırsa bunu Muzaffer Özdemir’e
borçluyuz. Kelebek yüzlü adam. Yüreğinde sekiz
bin yılı birden taşımaktan onur duyan adam. O çoktan
kendini bulmuş. Bizlerse neyi aradığımızı bir türlü
bulamıyoruz. Muzaffer Özdemir ustaya gidelim
belki kendimizi onda buluruz.
Mest
ya da divane olur da kendimizle buluşuruz.
Nefes
yüzlü kardeşim seni anlatabilmek için gökyüzünden türkü
ve şiir kokan bir yıldız daha koparmam lazım.
Muzaffer Özdemir
ve müziği hep vardır ve olacaktır, gerisi boş bir
hikâyedir…" |